MENU


EN

SÖYLEŞİ

Share

Gravity Design/ Talat Semih Önal

Semih Bey, bize ‘Üretilemez tasarım yoktur.’ mottonuzu biraz anlatır mısınız?

İnsan doğası gereği belli formlar da yaşamaya alışıyor. Bu yüzden çevremizdeki ve hatta hayatımızdaki birçok tasarımı fark etmiyoruz bile. Fakat bu formların dışına çıkıldığı zaman ya da bu formların dışında gözümüze bir şey çarptığı zaman insanın algısı açılıyor ve yeni gördüğü şeye karşı farkındalık yaratıyor. Tasarımlarımızda almaya çalıştığımız sonuç tam da  bu. Boyama kitaplarında “taşırmadan boyayınız” ibaresi vardır, Gravity Design ekibi olarak bizler de tam tersini yapıyor ve taşırarak tasarlamayı seviyoruz. Her tasarım sürecinde belli kalıplar, formlar içinde kalmadan, özgün hareket etmek önceliğimiz. Her tasarımda orijinal, daha önce yapılmamış bir detay ya da fonksiyonelliği bulmaya çalışıyoruz. Bu refleksimiz sayesinde birçok ürün tasarladık ve patentini aldık. Mekan tasarımı yaparken bu yüzden her bir öğeyi teker teker ele alıyoruz. Her bir öğenin de şahsiyeti ve tasarım bütünü içindeki fonksiyonelliğine dikkat ediyoruz. Mutlaka tasarladığımız alanın benzerleri var ise onlara benzememeye çalışıyoruz. Hep bu noktalara taşıyoruz tasarımlarımızı. Ürün ve mekan tasarımlarında çok fazla değişik formlar kullandığımız için sürekli tasarımlarımızı hayata geçirmek için yeni malzeme ve üreticiler arıyoruz. Dünyanın birçok yerinden üreticiler ile konuşuyoruz ve çalışıyoruz. Özetle; biz hayallerimizi tasarlıyoruz ve  tasarlarken de kendimize sınır koymuyoruz.

Gravity Design’ın çalışma alanları neler? İş biçimi olarak ‘dünyada tek örnek’ olmak nasıl bir his?

Firma olarak tasarımda sınırımız yok. İç mimari ve konsept, endüstriyel tasarım, ürün tasarımları ve 2 boyutlu tasarımlar yapıyoruz. Mekan tasarımlarında mimari ya da konsept proje yerine atmosfer tasarımı tabirini kullanmayı tercih ediyoruz. Örnek vermem gerekirse Google’ın yeni markası Google Dome’un kurumsal kimlik ve logo tasarımını yaparken aynı anda bir spor salonu projesi tasarlayabiliyoruz. Ya da Macrocenter için bir reyon tasarlarken Migros ofislerini tasarlayıp Macro Phone’un görsel iletişim kampanyasını da çalışabiliyoruz.
Yaratıcı bağlamda her biri alanlarında uzmanlaşmış tasarımcılarımız var. Yeri geldiğinde dışardan isimlerle de çalışabiliyoruz. Mesela basit gibi gözüken uzay konseptli bir alan tasarladık. Uçan gezegenler çizdik. Fakat gezegenlerin formunu ve rengini verebilmek için ressam ve heykeltıraş ile çalıştık.
Detaylara çok fazla önem veriyoruz. Detayların ilk bakışta insanlar tarafından algılanmasa bile bilinç altında genel algının oluşmasında en önemli etken olduğunu düşünüyoruz. Bazen bir mekana gidersiniz ve kendinizi çok rahat hissedersiniz. Size neden diye sorulsa belki açıklayamazsınız, acaba koltuklar mı aydınlatma mı, duvar boyası mı diye düşünürsünüz. Aslında sizi rahat ettiren mekanın atmosferidir. Bu atmosferi yaratmak için, mekan içinde bulunan öğelerden (ürünlerden) başlayıp bütüne gitmek sonra da tekrar bütünden öğelere dönmek gerekir. Oturduğunuz koltuğun sertliğinden tutun mekan içinde aydınlatmaya, aydınlatmadan zemine, bastığınızdaki hissiyattan duvardaki boyaya kadar bu detaylar belirler sizin algınızı.

Markanın birçok patenti var; hangi ürünleri kapsıyor bu patentler?

Tasarladığımız ve sonradan örneği olmadığını ve buluş kapsamına girdiğini fark ettiğimiz birçok ürünümüz var. Özellikle bir içecek firması için tasarladığımız yatay soğutucumuzdan bahsetmek isterim. Market ve bakkallarda soğuk stok sayısını nasıl arttırabiliriz diye düşünürken rafların içine sığacak bir soğutucu tasarlama fikri geldi aklımıza. Böylece sıcak stokları soğuk stoğa çevirebilecektik. Müşterimiz ile bu fikri paylaştığımız zaman bize önce inanmadılar. Sonrasında tasarımını yapıp ürünü önlerine koyduğumuz zaman çok beğendiler. Bu tarz makine, elektrik ve elektronik komponentler gerektiren  tasarımlarımızda  ürünü çalışır hale getirmek için mühendislerden danışmanlık alıyoruz. Aslında sadece ürünü tasarlamıyoruz, aynı zamanda üretim mühendisliğini de yapıyoruz. Raf soğutucu ile birlikte buna benzer soğutma alanında hem faydalı model hem de patent olarak aldığımız 7-8 ürünümüz daha var. Yaptığımız buluşlar doğrultusunda birçok büyük firmadan teklif aldık ve görüşmelerimiz oldu.

Bunun dışında ürün tasarımlarında bulduğumuz yeni fonksiyonellik ve özellikler kapsamında 20-25 ürün patentimiz var. Mesela en basiti her tekel bayisinin önünde duran kasa taşıyıcılar. Normalde hep dikey olarak kullanılan bu ürünü hem dikey hem de yatay bir halde kullanılabilecek şekilde yeniden tasarladık. Böylece dikeyde 5 kasa alırken yatayda palet gibi kullanılabildiği için momentum tuttuğu sürece yukarı doğru en az 25 kasa konabiliyor üzerine. Basit bir çözüm gibi gözükse de sadece geçtiğimiz yıl 2000 adet sipariş alıp ürettik.

Mekan tasarımı ile ürün tasarımı arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Üzerinde çalıştığımız tasarımın bir noktasında takıldığımızda Yahya Kemal’in şiirdeki titizliği gelir aklımıza. Bu konuda ne denli seçici, ne denli ciddi ve ne denli uğraş verdiğini, bizlerle yıllardır üzerinde çalıştığı bir şiiri için, “Ah, kafamın içindeki üç, dört yara bir dinse!” biçiminde paylaşmıştır. Yahya Kemal’in şiirinde ses her şeyden önemlidir. Ona göre şiirde “nefes ve ses iki esaslı unsurdur. Mısranın ayakları yerden kopmazsa ve uçmazsa, kulağı bir ses gibi doldurmazsa halis şiir değildir.

Gravity Design için de mekan ve ürün tasarımı arasında böyle bir bağ var. Tıpkı Yahya Kemal’in şiirlerinde yaptığı gibi küçük detaylardan başlayıp bütüne doğru gidiyoruz sonrasın da bütünden tekrar detaya geri dönüyoruz. Mekan tasarımlarında 360 derecelik bir tasarım sürecimiz var. Mekan içerisinde yer alan her öğe bizim için önemli bir detay. Mekan tasarımlarının kalitesinin detay tasarımların kalitesiyle doğru orantılı olduğuna inanıyoruz. Gravity Design’da ortaya çıkan her bir proje bu amatör ruh ve kolektif tutkunun eseridir.

 

Tags: , , , , ,

Comments are closed.