MENU


EN

HABER

İstanbul Neresi?

Share

Prof. Dr. Ruşen Dora

Bir karikatür çizgide şehre gelen turist soruyor; İstanbul neresi? Kimse bilemiyor. Haliç, Bosfor, Şile, Ağva, Terkos, Avcılar, Yalova, Karaköy, Eminönü, Sultanahmet, Süleymaniye, Ayasofya, Beyazıt, Fatih, Eyüp, Balat, Galata, Şişhane, Taksim, Beyoğlu, Galatasaray, Şişli, Üsküdar, Kadıköy, Tuzla, İkitelli derken Tekirdağ’ı tarif edenlere kadar uzanıyor liste. Büyük dünya kentleri de böyle çok eklemlidir elbette. Ancak 1940lı yıllarda yaklaşık dört yüz bin nüfuslu bu şehir, bugünlerde on beş milyon kişi sayısını aşmıştır. Bu nüfus yükselmesi şehre dair pek çok özellikleri de yok etmiştir haliyle. Kanser gibi her yöne artan şehir amorf, şekilsiz bir balon gibi görünüyor göze. Ama aslında İstanbul’un doğası eşsiz güzelliktedir; Asya ve Avrupa burada buluşur, Ege, Marmara, Karadeniz şehrin Bosfor’unda birleşir, uskumru, zargana, hamsi, izmarit ve tüm balıkları çok özelliklidir. Güvercin, serçe, akıllı karga ve beyaz martıları, kara batakları ile eşsizdir. Lodos, poyraz, meltem burada el eledir.
İstanbul en başlarda Haliç’ti. Fener, Balat, Sulu Kule, Karagümrük, Eyüp, Kağıthane, Kumkapı, Galata İstanbul’un eski yerleşim yerleriydi, yani ilk İstanbul’du. Buralarda bulunan mabetler, sinagog, cami, kiliselerin bazıları günümüzde hala varlığını koruyor. Musevi, Ceneviz, Roman, Ermeni, Rum kökenli toplulukların ortak yaşam alanları ve Türk asıllı insanların övülesi birlikteliği burada uzun bir hatıra olarak uzanıyor. İlk çağlarda, Miletos’lu Heskios, Kydaros (Kağıthane) ve çevre bölgelerinin akarsu, manzara ve doğasına hayranlığı dillere destan idi. Megara’lı Byzas’ın annesi Keroessa’nın dediğine göre oğlu burada doğmuştu. Bundan ötürü, Haliç’in adı Keros (boynuz) olduğu söylenir. Bey makamı Konstantiniye, Fimahummuye, Asitane der Aliye; İslambol, Stimpolis, Byzantion, Neo-Roma Tsarigrat adlarına ve daha bir çok isme Osmanlı ferman ve kayıtlarında da rastlanır.
Roma’lı Amnianus-Marcellinus ise İstanbul’a ‘Khryo-Keras’ adını verir. Amasyalı Strabon ise Haliç’e Geyik Boynuzu der. Boynuz sözcüğü bereket, kuvvet, varlık anlamına gelir. ‘Ona sahip olanın alnı yere gelmez.’ denirmiş bir zamanlar. Eminönü mabedi Bera (Persler tarafından yıkılmış), Helas Tapınağı ve Süleymaniye sahilindeki Skiros Kayalıkları’nda bol balık tutulurmuş. Melios (Unkapanı) Koyu (Zeus Mabedi civarı), Fener, Mellapokaisos, Hipenidas, Perakios koyları da çok temiz ve bol balıklıymış. İç kısımlardaki Sopra (Sopros)-Thassa ise kirli, durgun, birikinti sulu bataklıkmış. Kyaros (Kağıthane), Brbyzes Derelerinin Haliç’e ulaştığı Silivri tepelerinde ‘Semestra’ adına sunak yapılmış. Karoessa’yı besleyen kaynak perisi Semestra bölgesi İstanbul’un ilk yerleşim yeri olmuş. Hero-Nisaios Sunağı, Aktis Koyu, Keyisor (Meison Peison), Kasımpaşa dereleri ve sahilleri yine bol balıklı mesirelermiş. Güneyde Khoirogris bölgesi ormanlık bir yeşil alan imiş. İncirli, Bakırköy, Sykaitepe (Galatia), Haliç ve Boğaz’ı gören hakim yerlermiş. Bir zamanların ormanlık çam, meşe, çınar, servi ağaçları olan yamaçları, koyları, yabani hayvanları, doğası ile iç limanlar, akarsular, ufak yerleşim yerleri ile dünya cenneti olan bu güzellikler artık yoklar. Silahtar Ağa’da Roma temelleri, mezar taşları, mermer heykeller, sunaklar (Nymphaion) gibi çeşitli kalıntılar şimdi nerelere gittiler? Alibeyköy’deki Soya mezar odaları, mahzenleri, Stel’ler (M.Ö. II. Yüzyıl ve M.S. 395 IV Yüzyıl Roma son devir) Roma kalıntıları kayıp. Bu eski çağlarda İstanbul Doğu Roma baş şehriydi. Bugünkü Sultanahmet-Beyazıt yolu meşhur Tigris yoluydu. (M.S. V. Yüzyıl) İkinci Theodosius (Bizans) devrinde (Marmara ve Avrasya) arasında surlar yapılmıştı. İmarator Thephilos (M.S. 829, 842) ise bu surları onarmıştı. İmparator Justinanus (M.S. VI. Yüzyıl), yazar Prokopios’un dediğine göre deniz barınakları yapmıştı. Aziz Lavrentios Kilisesi ve Meryem Ana adına Ayvan Saray’daki Blakherna Kilise gibi sahil mabetlerine bu bölgede çokça rastlanmaktaydı. Aziz Kosmos, Damianos’da (Eyüp) bulunan kilise yapılarına ise Kosmidion adı verilmişti. Orta Çağ’da İstanbul, Haliç çevresinde yoğunlaşmıştı. Galatia’ya doğru bu devirde yayılma başlamıştı. St. Domanica-Sao Paola (Fatih Arap Camii) Kilisesi ve Nakiros Kulesi’nden Haliç’e girişleri engelleyen zincirler çekilmişti. Sepetçiler Kasrı – Yeraltı Camisi (M.S. XV. Yüzyıl) önündeki koylar (Proforion, Neorin) günümüzde artık yoklar. Sykai, Galata, Bahçekapı, Unkapanı bölgesi (Bizans son devir) Ceneviz’li tüccarların yerleşimlerinin Beyoğlu Pera’ya doğru yayıldığı görülürdü. XI. Yüzyıl sonu Sirkeci Yeni Cami çevresinde Alman ve Museviler çoğunluktaydı. Fatih, Haliç arasında (Plate) İmparator Pulkheria Sarayı bulunurdu. XV. Yüzyıl Petrion Hisarı (Fener semti) yakınlarında Ortodoks Patrihanesi vardı.
Balakheznia (zengin yerin kapısı) adı ise Balat öncesine aittir. Plation Sarayı (İsa Pantogratos) Manastır Kilisesi daha sonra Zeyrek Camisi olur. Bu manastırın bir sarnıcı Atatürk Bulvarı yakınındadır. Boyut olarak Ayasofya’ya benzeyen Hariler Kilisesi yerinde bugün Fatih Camisi vardır. Cibali Teodosis Kilisesi Gül Camisi’ne, Azap Kapı’daki şapel (XVI. Yüzyıl) Sinan Paşa Mescidi’ne dönüşür, Şeyh Murat Mescidi yerinde de bugün adı bilinmeyen bir kilise bulunurdu. Fener sırtında (XIII. Yüzyıl) Panagioissa Manastırı yer alırdı. Bu yapıyı Moğol Hakanı’nın eşi Abaka yeniden onartmış ve kilisenin adı Mongoliotissa Manastır Kilisesi olarak değiştirilmişti. Çarşamba-Haliç arası Pam-o-Karistos Manastırı’nı (XIV. Yüzyıl) devlet yetkilisi Metosites yaptırmıştı. Şimdilerde ise burada Kariye Camisi bulunur. (VI. Yüzyıl) Bizans kutsal ziyaret alanı Blakhernai Meryem Ayazma Kilisesi (1434) yapılmıştı. Daha sonra yangından etkilenen kilisenin yerine Ortodoks Kilisesi inşa edildi. Atik Mustafa Paşa Camisi eski Thekla Kilisesi üstünde yer alırdı. Toklu İbrahim Dede Mescidi o zamanlar eski bir şapeldi. İstanbul’un fethinden sonra Bizans’ın dinsel yapıları Osmanlı’nın camilerine dönüşmüştü. Bizans’ta ticaret yerleşkeleri Haliç çevresinde bulunurdu. Haliç’in kuzeyi olan Galatia, Cenevizlilere aitti. Güney kıyılarında ise Bizans kıyıları ve yerleşimleri bulunurdu. Haliç ve Boğaz Osmanlı Devri’nde gelişerek İstanbul’u oluşturmaya başladı. Konstantinepole ise İstanbul olamamıştı. İstanbullaşma aşamaları pek çok başarılı yerleşim ile birlikte yanlış yerleşim düzenlerini de getirmişti. Bugün tüm bozulmalara karşın şehir hala ayrıcalıklı güzelliğini koruyor; Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, Süleymaniye, Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayları Feriye, Kuleli Askeri Lisesi, Amcazade Yalısı, Gaziosmanpaşa Yalısı, Kabataş Lisesi, Sarıyer’den Yuşa’ya Çamlıca olan Üsküdar ve Adalar’a kadar her bir yer İstanbul’u İstanbul yapmıyor mu?

Yabancı da soruyor; İstanbul neresi? Biz de soralım; Gerçeten neresi? 1980 sonrası seyyah Des Amicis İstanbul’a nasıl gidilir sorusunu İtalya’da, İspanya’da gemicilere sormuş, aldığı yanıt ise; sabahın ilk saatlerinde gidin. Marmara’dan Boğaz’a güneş doğarken geldiği geminin güvertesinde yanında yirmili yaşlardaki İspanyol ressam Bozeo vardır. Anılarında Amicis şöyle der; sis içindeki boğaz ve şehrin görünüşü bir kayboluyor, bir görünüyordu. Yalılar, saraylar, Tophane-i Amire, Ayasofya, Süleymaniye, Galata Kulesi, Bizans Surları, Topkapı Sarayı, Kuleli, Üsküdar evlerinin camlarının parıltıları, Selimiye ve daha pek çoğu da nasıl muhteşemdi. Bu ihtişam karşısında hepimizin dili tutulmuştu. Amicis bu manzaradan beş saat sonra Galatasaray’da yerleştiği otelinden çıkıp çevreyi dolaştı ve ‘Tüm hayallerim yok oldu, ayağımın altından püsküren çamurlu sular, bu sularda kağıt yüzdüren çocuklar, karşımda Prens Adaları, ötede Baküs, hamallar, beride Mevlevi, ‘huuu’ları, sinagoglar, kilise çanları, ezan sesleri, ötede şinanay.’ Amicis artık nereye yöneleceğini şaşırmıştır. Buraya okuyan not düşmüştür; seksen sene sonra değişen yok. İstanbul da çevresini anlamadan bulunamayan şehirlerdendir. Bir deyiş ile; bir çok beyaz vardır ama beyazın üstündeki başka beyaz daha beyazdır. Eğitimli olan gerçek sanılanın dibindeki, asıl gerçeğin ayırdına varacaklardır. Doğulu, kuzeyli, güneyli, batılı geçmişten geleni ve gideni ile bu karışımın zengin birlikteliği İstanbul’da tek bütündür. İşte kültür böyle karışımlıdır. Anadolu’daki insan yaşamları işte böyle başarılar sergilemiştir. Irk, dil, renk, din, iskelet, boy, ten farkı gözetmeden önce insan olunabilmişse İstanbul’da bugüne böyle gelmiştir.
Amicis beş saat sonrasının izlenimlerinin ardından geçmişten günümüze gelebilseydi acaba ne derdi.

Son zamanlardaki kargaşada su yolları, sebiller, kuleler, anıtlar, heykeller, taç kapılar ve bir çok benzeri değerler, anılar, tarihsel kıymetler nerelere dağılmışlar? Bazı mahalle yolu köşelerindeki insanlar torbalarını koysun dinlensin diye oluşan mermer sütunlar ve onları mezar taşı sanan bilmezler, trafik, kargaşa İstanbul’u boğuyor mu? Arnavut kaldırımlı, incir, akasya, mor salkımlı bahçeler, çıkma cumbalı evler, kiremit damlı çatılara ne oluyor? Çok kısa bir zaman öncesine kadar pek çoğu yok oldu. Binlerce yılda oluşan ananeler kültürlerin arkasında ne vardı? Sevgi, hoşgörü, doğru sözlü, mert oluşu komşuya saygı ve benzerleri nelerdi? Kanserli hücre gibi şişen bu şehirde artık kişiliksiz, kimliksiz yapılar oluştu. Atalarımız şöyle derlermiş; ‘Orta tanrı yeri gibi kutsalmış, ortaya hak edemeyen çıkamazmış. Tanrı yeri gibi orta kutsalına el ele, omuz omuza, eşitçe durmak için onun çevresinde daireler gibi dizilin.’ Bu anlayış ritüeli ile merkezi belirlenmiş daireleri mezar taşlarına kazımışlar ve onlara Allah motifi demişler. Evini, kervan sarayını, otağını, sofrasını, meclisini, savaş düzenini bu felsefe ile kuran koskoca taç kapılarını, koca bahçelerini, şehirlerini, mabetlerini, kimlikli kişilikli yapılarını, adetlerini bu düşünce ile bezemiş, donatmışlar. Peki İstanbul’un geçmişten bugüne gelen kültür hazinesinin şimdi kişiliksiz, kimliksiz yerleşimleri ne hale geldi? İstanbul neresi? Hadi yanıt bekliyoruz.

Kaynakça

İlber Ortaylı – Mimarlık 84/1 İstanbul Albümü

Des Amicis Edmondo – 1874 İstanbul Anıları, Türk Tarih Kurum Yayınları

* Prof. Dr. Süheyl Ünver

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Comments are closed.

porn porno şişli masaj salonu rokettube porno eskişehir escort malatya escort konya escort