MENU


EN

SÖYLEŞİ

Pınar Erkan

Share

Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona

 

Pınar ErkanBiraz sizden bahsedelim. Bir mimar olarak kent kültürü üzerine bir radyo programınız var? Nasıl gelişti bu süreç?

Evet. Açık Radyo’da bir süredir ‘Ahşaptan Betona, Mecidiyeden Jetona’ adlı bir program sunuyorum Salı sabahları. Aynı zamanda iki üniversitede mimarlık alanında dersler veriyorum. Yurtiçinde ve yurtdışında mimarlık eğitimi aldım. Özellikle yurtdışında olduğum vakit, İstanbul’un mimarisine olan ilgim daha da arttı. Bu da beni mimarlık yapmanın kendisinden çok, mimarlık tarihine yöneltti. Çok katmanlı bir şehirde yaşıyoruz, İstanbul her zaman farklı toplumları, kültürleri, dilleri barındıran çok zengin bir şehir. Mimari de yalnızca inşa etmek anlamına gelmiyor; bir sosyoloji de oluşturuyorsunuz. İstanbul’daki yapıları incelerken sadece kullanılan malzeme, inşa teknikleri ya da coğrafyasıyla değil, aynı zamanda o alanda daha önce hangi yapıların bulunduğu, neden yıkıldığı gibi sorular sormak kent kültürünü okumamızı kolaylaştırıyor ve resmi tarihin ötesindeki tarihsel bilgiye ulaşmamızı da kolaylaştırıyor.

Türkiye’de söz tarihe geldiği zaman herkes hem ilgili hem de ilgisiz. Dediğiniz gibi özellikle İstanbul’un çok katmanlı bir şehir olması ulaşılan bilgilerin gerçekliğine dair soruları çoğaltıyor.

Evet, tarih okumaya başladığınızda problemlerden biri çeşitli olayların bir gizem içerisinde sunulması. Bir de buna ek olarak farklı kaynak karşılaştırmaları yapmıyorsanız, resmi tarih dediğimiz ortaokul ders kitabı formatının dışına çıkamıyorsunuz. Oysa biz, kültürel zenginliklerimizi yazılı belgelerin ötesinde başka medyumlar kullanarak da öğrenebiliyoruz.Bu sebeple mimarlık tarihi öğrenmek sizi tarihe dair başka bilgilere de götürüyor. Bu bilgiler genellikle az duyulmuş şeylerdir. Sonuçta her işin bir uzmanlığı var, biri psikoloji diye bir bilime inanmıyorum dediğinde o bilim ortadan kaybolmuyor, ya da üzerine yapılan araştırmalar son bulmuyor.

Radyo programınız oldukça zengin bir içeriğe sahip. Bu kadar bilgiye ulaşmak, doğrulamak zor olmuyor mu? Özellikle takip ettiğiniz tarihçiler, yazarlar var mı?

Çok değerli araştırmacılar ve yayınlar var, onları takip ediyorum. Bunların bir kısmı herkesin bildiği isimlerdir, bir kısmı az bilinir. Özellikle verebileceğim bir isim yok ama edebiyattan bilim tarihi, uygarlık tarihi, sanat tarihi gibi farklı alanlarda yapılan araştırma ve dökümanlara, resmi arşiv belgelerine kadar çeşitli kaynaklar üzerinden okumalarımı yapıyorum. Bunlar hep birbirini besler ve tamamlar. Namuslu kaynak kullanımına önem veririm. O zaman bilgiye ulaşmak da doğrulamak da zor olmuyor.

Arşiv ve kütüphanelerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz. Örneğin; alfabe inkilabından sonra çoğu belgenin tasnif edilemediği, bu sebeple eksik bilgiler olduğu yönünde tartışmalar var.

Açıkçası bu söylem oldukça politik geliyor kulağa. Arşivlerde o kadar çok belge, yayınlanmış o kadar çok kitap var ki; sanki insanlar bunları okudu, bitirdi, analiz etti ve çevrilmemiş belge ihtiyacı hissediyorlar. Var olan belgeler yeterli ilgiyi görmüyor ki; İstanbul’daki arşiv binası kapatıldı mesela. O koca arşivin nereye gittiğini yeterince soran yok. Ayrıca, yurtdışındaki arşivlerde bir sürü kaynak var, ben gidip gördüysem heralde diğer tarihçilerde bu belgelere ulaşabilmişlerdir.

Peki, bir mimari yapıyı incelerken bu bilgiler bize nasıl yarar sağlıyor? Ya da bir mimari yapıdan çıkardığımız bilgiyi nasıl işliyoruz?

En başta da dediğim gibi; mimarlık yalnızca insanların yaşayacağı alanlar inşa etmek değildir, aynı zamanda yaşayan çok pratik, hayatın içinden yapıtlardır. Bir binanın tarihini bilmek, inşa edildiği döneme dair fikirler verir. Aynı zamanda bir binayı özel yapan orada yaşayanlardır. Mesela, Narmanlı Han’a dönüp baktığımızda orada Aliye Berger’in ölümsüz aşkını, Bedri Rahmi’nin resimlerini, nice edebiyatçının yapıtlarını görüyoruz. Bu binaları özel ve değerli kılan biraz da içinde yaşamış insanlardır. Veya Selimiye Kışlası’nın bulunduğu yerde önceden bir saray olduğunu bilmezsek, İstanbul’daki kentsel biçimlenmenin ne sebeple ve nasıl hasbahçelerden başladığını da anlayamayız. Dolayısıyla bir binaya dair sorular sormak, sizi başka başka insanların hayatlarına, giderek toplumsal yapıyı anlama çabalarına götürür. Mimar olmanın ötesinde, ben tarihi bilmenin bu topraklarda yaşayan bir birey olarak sorumluğunu üzerimde hissediyorum.

Tags: , , , , , ,

Comments are closed.

porn porno şişli masaj salonu rokettube porno eskişehir escort malatya escort konya escort