MENU


EN

SÖYLEŞİ

Rıfat Özbek

Share
  • Rıfat Özbek
  • Rıfat Özbek
  • Rıfat Özbek
Röportaj: Zeynep Derbend

 

Bir modacı ve iç mimar olarak tasarım senin için ne ifade ediyor?

Sanatla iç içe olmak benim için her zaman çok önemli oldu. Tasarımlarımı oluştururken sanat, sinema ve modern hayattan ilham alıyorum. Özellikle de antikaya ve kitaplara karşı olan ilgim çok büyük. Genelde koleksiyonlarımın hazırlık aşamasında kütüphaneleri ve müzeleri ziyaret ederim. Çeşitli kültürler bana her zaman ilham veriyor. Sinema, kitap, müzik, sokaktaki insanlar, sergiler… İlhamın nerede ve ne zaman geleceği hiç belli olmaz. Bazen gece yarısı kalkıp kendim için küçük notlar aldığım oluyor. O nedenle not defterimi yanımdan asla ayırmam.

Yastık By Rıfat Özbek markasını oluşturduktan sonra yıllar boyunca Erdal Beyle (Karaman) yaptığımız seyahatlerden topladığımız egzotik kumaşları bir mücevher gibi işleyerek sanata dönüştürdük. Kimi Anadolu’nun ve Brezilya’nın çiçekli basmalarından; kimi çizgili İngiliz kumaşlarından, tılsımlı Osmanlı ipeklerinden, Afrika baskılarından; kimi eski Özbek kumaşlarından itinayla diktiğimiz yastıkların her biri özel bir tasarımın ürünü.

Tasarım dünyasında mimarlık eğitimimin çok faydasını gördüm gerçekten. Aslında bir tasarımcı her şeyi tasarlayabilir diye düşünüyorum, ama ben hayata sadece çalışmak için gelmedim. Başka şeyler de yaparak beslenmem gerekiyor. Yakın dönemde mobilya ve obje de tasarlamayı çok istiyorum. Yine modern formlarda, rengarenk ve etnik bir tasarım hayal ediyorum. Ama şu sıralar öncelikli planlarım arasında değil.

Geçmişten günümüze kendi tasarım serüvenini  anlatır mısın? Bu süre zarfında tasarımda ne gibi değişiklikler gözlemledin? 

Çizimlerim çok iyi olduğu için mimarlık okumaya karar vermiştim. Fakat inşaat kısmı pek bana göre olmadığı için yazları bir moda atölyesinde staj yapmaya başladım. Modaya merak salmam da bu sayede oldu. Daha sonra Londra’ya gidip ünlü moda okulu “Saint Martins” de okudum ve devamı geldi. İlk koleksiyonumu Londra’da aileme ait olan dairede sergiledim. Öyle mekan kiralayacak, davet verecek bir paramız yoktu. İki arkadaşım Cindy White ve Robert Forest ile birlikte atılmıştık bu maceraya. Modern Afrika tarzındaydı ilk koleksiyonum. Beni moda dergilerinden ilk keşfeden Vogue US olmuştu. Polly Mellen o yıllarda Vogue US’in moda direktörüydü ve ‘Futuristic Safari’ adını verdiğim ilkbahar-yaz 1985 koleksiyonumu görüp bayılmıştı. Çift sayfa yer buldu dergide koleksiyonum. O zamanlar çok kişi tanımıyordu beni ve bu haberin çıkmasıyla bir anda İngiliz basın ordusunu karşımda buldum.

Son dönemde moda dünyasını bir arayış içerisinde buluyorum. Hiçbir yön yok, her şey karmakarışık. Dışarıdan bakıldığında bıraktığınız işi daha rahat görüyorsunuz. Enteresan genç yabancılar var ve bir Christian Dior ya da Coco Chanel gibi isimler yok. Benim moda tasarımı yaptığım yıllarda bu kadar ticari değildi işler. Biz daha butik, daha niş çalışırdık. Kutuplaşma da yoktu o yıllarda. Ancak şöyle de bir gelişme görüyorum, eskiden sektöre baktığımda çok kopya olurdu. Şimdi tek tek isim vermeyeceğim, herkes daha özgün. Kopyacılık eskiye nazaran daha az.

Sen çok yönlü bir tasarımcısın, modayı bıraktıktan sonra Yastık by Rıfat Özbek adı altıda yastık satan dükkanlar ve şu anda Londra’da çok popüler olan Loulou ’s adlı kulübün tasarımlarını gerçekleştirdin. Bu projeleri nasıl tasarladın anlatır mısın? 

Açıkçası tek bir mesleğe bağlı kalmak istemedim. Bu şekilde kendimi tekrar etmemiş oluyorum. Farklı alanlarda yapmış olduğum tasarımlar heyecanımı arttırıyor. 2002 yılında Yalıkavak’ta Erdal (Karaman) Bey ile bir ev almıştık. Evi dekore ederken yastıkların yeterince iyi olmadığını fark ettik. Gittiğimiz her yerde içi elyaf, kırpık kırpık ve plastik malzemelerden oluşan kalitesiz kumaşlarla hazırlanmış yastıklar vardı. Evimizin dekorasyonunu tamamlayacak şıklıkta özel yastıklar bulamayınca kendi yastıklarımızı kendimiz tasarlamaya karar verdik. Bu işe hobi olarak başladık ama sonunda işe döndü. İlk mağazamızı da 2006 yılında Bodrum’da açtık. Şimdi her yıl 2 kez Paris’te düzenlenen Maison&Objet fuarında yeni koleksiyonlarımızı tanıtıyoruz. Şu an dünyanın 50 farklı noktasında markamıza ait corner’larımız var. Türkiye’de Nişantaşı, Alaçatı, Yalıkavak Palmarina ve Bodrum Maça Kızı’nda şubelerimiz bulunuyor. Bunların yanı sıra Londra mağazamız da yoğun ilgi görüyor. Bebek’teki Midnight Express ve Galata’daki Hiç mağazasında da yastıklarımızı bulmak mümkün. Shangri-La Hotel içinde de koleksiyonumuz satılıyor. Önümüzdeki dönemlerde Paris, New York ve Los Angeles’a da yeni mağazalar açmayı hedefliyoruz.

Tasarım dünyasında mimarlık eğitiminin çok faydasını gördüm. Yakın arkadaşım Bryan Ferry’nin eski eşi Lucy evimi ziyarete gelmişti. Lucy ve yeni eşi Robin (Birley) evime şöyle bir bakıp “Buranın dekorasyonunu sen mi yaptın?” diye sordu. Ardından açacağı yeni gece kulübü Loulou’s’u dekore etmemi teklif etti. “Daha önce böyle bir şey yapmadım. Benim dünyam değil bu” dedim. Fakat bana her tasarımcının duymak isteyeceği şeyleri, paranın mühim olmadığını, hiçbir sorunu düşünmeden yalnızca kendi fantezimi gerçekleştirmemi istediklerini söylediler ve kabul ettim. Mekanı farklı renkleri ve desenleri bir araya getirerek dekore ettim. Eklektik bir yer oldu. Mekanı dekore ederken farklı kökenlerden ilham aldım. Mesela Dans pisti Tibet tapınağı gibi oldu. Bazı odalar 18’inci asır Rus dönemini, bazıları da eski Venedik Sarayı ve Marcel Proust’u yansıtıyor. Barıysa 1920’ler Afrikan tarzında. Stresli bir dönemdi kabul ediyorum ama sonunda çıkan iş içime sindi.

Loulou’s’un ardından Robin Birley ile çalışmaya devam ediyorum. Şimdi Loulou’s’un bulunduğu dört katlı binanın ikinci ve üçüncü katını yapıyorum. Şuan dekorasyon anlamında sadece onunla çalışıyorum. Bana zaman sınırlaması vermiyor. Sınırsız bir bütçeyle istediğim her şeyi bir sanatçı inceliğiyle yapmama olanak tanıyor.

Tags: , , , , , ,

Comments are closed.

porn porno şişli masaj salonu rokettube porno eskişehir escort malatya escort konya escort